MySpace

MySpace

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws   www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Glittery texts by bigoo.ws

> benden - selva mutfağı - Blogcu

image hosting





Ayıraç kodları

selva mutfağı

19/12/2007 - merhaba arkadaşlar

Kategori: benden

bir süreliğine bloğumla ilgilenemiyeceğim (sağlık nedeniyle)mesaj ve yorumlarınıza cevap veremeyebilirim

anlayışınız için şimdiden teşekkür ederim

 

bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum

                          SELVA...

çok lezzetli

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Ayıraç kodları

9/11/2007 - msn vakası

Kategori: benden

O gece mail kutusuna gelen bir notun tüm geleceğini etkileyeceğini
>bilemezdi. Ekte gönderilen dosyayı açtığında ekranı binlerce gül
>kaplamıştı. Her tıklamada yeni bir sayfa açılıyor ve her açılan
>sayfada değişik renklerde güller tüm ihtişamıyla gözler önüne
>seriliyordu. Son tıkladığında ise ekranda şöyle yazıyordu;
>
>" Hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum..."
>Fulya çok şaşırmıştı. Maili gönderene baktı ama bu isim onda hiç bir
>çağrışım yapmamıştı.
>Sonraki günlerde benzer mesajlar gelmeye devam etmişti.Her defasında
>farklı çiçekler kaplıyordu ekranını ve son sayfada yine aynı şeyler
>yazıyordu. " Hiçbirisi senin gibi olamaz.Seni seviyorum..."
>
>Fulya bu esrarengiz kişiyi merak etmeye başlamıştı. 10.gece gelen
>mesajı yanıtlamayı düşündü.
>İster istemez etkilenmişti. O günlerde kendini çok yalnız
>hissediyordu...
>Kim acaba diye kendi kendine sorarken birden parmaklarının klavyeye
>uzandığını farketti.
>" Bu çiçekleri bana neden gönderiyorsunuz? Lütfen kimliğiniz
>hakkında bana bilgi verirmisiniz?..."
>
>Yazdıkları sadece bu kadardı. Ardından iletisini göndermek için
>"Gönder "
>tuşuna bastığında hayatının
>ne hale geleceğini asla bilemezdi...
>
>Ertesi gece heyecanla mail kutusuna baktı. Yine aynı kişiden bir
>Mail
>daha gelmişti. Yüreği dalgalı denizlere dönmüştü.Aceleci tavırlarla
>maili açtı. Bu defa tek sayfalık bir ekran vardı karşısında ve
>şunlar
>yazıyordu;
>- " Beni gerçekten merak ediyorsan yarın öğleden sonra saat 2'de
>bilgisayarının başında ol ve msn' in açık olsun..."
>
>Fulya o geceyi biraz heyecanlı birazda huzursuz geçirdi... Gece
>boyunca hep bu konuyu düşündü. Kimdi, neyin nesiydi, neden her gün
>bu
>mailleri ona gönderiyordu...Bu soruların cevabını bulamamıştı.
>Ertesi gün saat 14.00'te ekranın başındaki yerini aldı ve msn' i de
>açtı.
>Bir süre sonra ilk mesajı almıştı.
>- " Merhaba çiçeğim..." Fulya kalbinin deli gibi atmaya başladığını
>hissetti...
>- " Merhaba...Kimsiniz ? "
>- " Sizi tesadüfen buldum. Bana gelen maillerden birinde sizin de
>adresiniz vardı. gizemlicicek.... çok dikkatimi çekmişti. O yüzden
>size her gece birbirinden güzel çiçekleri maillemeye başladım.
>- Peki ama " hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum " ne demek
>oluyor?
>- İkimiz de çiçekleri çok seviyoruz değil mi? O zaman birbirimizi de
>çok seveceğiz desem herhalde yanlış olmaz.
>Fulya ne diyeceğini bilemiyordu.Uzunca bir süre cevap yazamadı.
>Sonra
>; - Bakalım zaman ne gösterecek. Bu arada kendini biraz tanıtırsan
>memnun olacağım.
>-Hiç gerek yok...Çünkü sen beni çok iyi tanıyorsun.
>Fulya iyice afallamıştı. Cevap yazmak için ekrana baktığında karşı
>tarafın çıkmış olduğunu gördü. Bir süre bekledi ama geri dönüş
>olmadı.
>Herhalde elektrikleri kesildi ya da başka bir sorun çıktı " diye
>düşündü...
>


O gece ve sonraki geceler meçhul kişiden hiç mail gelmedi. Her gün
>msn' i açıyordu ama orayada gelen giden yoktu. Fulya'nın içi içini
>yiyordu. Neler oluyordu? Hiç bir sorunun cevabını bulamamak git gide
>sinirlerini germeye başlamıştı. Aradan bir aydan fazla bir zaman
>geçmişti ve Fulya bu esrarengiz kişiyi unutmaya başlamıştı.
>Bir gün çalıştığı iş yerine sivil polisler geldiler . Fulyayı
>arıyorlardı.
>" Benimle ne işleri olabilir " diye düşünürken odasına giren
>polislerden biri kollarına kelepçeyi takı vermişti. " Hey neler
>oluyor, ben ne yaptım ki " diye avaz avaz bağırmaya başlamıştı.
>Polisler bilgi vermiyordu.Sadece
>" Bizimle emniyete geleceksiniz " diyorlardı. Özellikle kollarına
>vurulan kelepçeler moralini çok bozmuştu.
>Neler olup bittiğini çözmesi olanaksızdı.
>
>Emniyet Müdürlüğüne gidene kadar polisler tek kelime bile
>etmemişlerdi.
>Kapısında " Dolandırıcılık Masası "
>yazan bir odaya girdiğinde hepten şaşkına dönmüştü. Masadaki görevli
>polis
>:
>- " Buyrun Fulya hanım oturun " diyince ilk sandalyeye kendini
>atıverdi.
>- " Söyler misiniz neler oluyor ? Bu bir şakaysa çok ağır bir şaka
>oldu.Derhal bu oyunu kesin ..."
>Daha lafını bitirmemişti ki kendisine oturmasını rica eden polisin
>sert bir ifadeyle " Hep böyledir.Yaparlar ama kabul etmezler..."
>sözleri başını döndürmeye yetmişti. Birden fenalaştı ve olduğu yere
>yığılıp kaldı.Gözlerini açtığında bir sedyede olduğunu
>farketmişti.Boş
>gözlerle etrafına bakıyordu.
>Biraz sonra kendisini iş yerinden alan polislerden biri yanına
>geldi.
>- İyi misiniz Fulya hanım? Kendinize geldiyseniz artık işimize
>bakalım.
>Güçlükle doğrulmuştu. Sonra polisinde desteğiyle tekrar o odaya
>girdiler.
>Aynı sandalyeye oturmuştu.
>- Fulya hanım, dolandırıcılıkla suçlanıyorsunuz. Banka hesabınızda
>son
>15 gün içinde tam 28 işlem yapılmış. Bu süre zarfında yaklaşık 4
>trilyon lira hesabınıza yatmış ve oradan da başka bir hesaba havale
>edilmiş.
>-Olamaz...Benim böyle şeylerden haberim yok.Bankada 350 milyon liram
>var.Bunun dışında da neler olup bittiğini bilemiyorum.
>-Fulya hanım,şimdi bize işbirliği içinde olduğunuz kişilerin
>adlarını
>
>vermenizi istiyoruz.
>-Siz neler diyorsunuz? Ne işbirliğinden bahsediyorsunuz?.
>-Dolandırıcılık bayan... Genelde tek başına yapılmaz bu işler.
>Ayrıca
>
>bu kadar parayı ne yaptığınızı da bize derhal açıklayın. Fulya
>hıçkıra
>
>hıçkıra ağlamaya başlamıştı. Hiçbir şeye anlam veremiyordu. Artık
>ifade verebilecek durumda değildi.
>Sinir krizleri geçirmeye başlamıştı. Birden kendini parmaklıklı bir
>odada bulmuştu. Dışardan ölü bir ışığın içeri süzüldüğü rutubetli
>küçük bir odaydı. O geceyi sabaha kadar ağlayarak geçirmişti.
>Sabahın ilk ışıkları küçük pencereden içeri süzüldüğünde gün
>ağlıyordu
>
>gözlerinde ve üşüyordu... Bir süre sonra kapı açıldı ve bir kadın
>polis kolundan tutup kendisini takip etmesini söyledi. 2-3 dakikalık
>bir yürüyüş sonrasında tekrar ilk geldiği odaya varmışlardı.
>Fulya'nın yüzü solmuştu ve tir tir titriyordu.Polisler ona sıcak bir
>fincan çay verdiler. Önce fincanın sıcaklığıyla ellerini ısıttı
>sonrada yudum yudum içmeye başladı.
>-Başınız iyice dertte bayan...28 kişinin banka hesabından kendi
>hesabınıza havaleler yapmış ve ardındanda 4 trilyonu
>3 ayrı hesaba aktarmışsınız ve bu paralar ertesi gün ilgi
>hesaplardan
>çekilmiş.
>-Benim hiçbir bilgim yok, ben bir şey bilmiyorum diyebildi..Ardından
>sarsıla sarsıla ağlamaya başladı.
>- Bugün savcılığa çıkaracağız sizi ve tutuklanacaksınız. İyisi mi
>bize
>
>yardımcı olun da şu işi çözelim.
>Fulya darmadağınık olmuştu.Hiçbir şeye anlam veremiyordu. Sonra "
>tutuklanacaksınız " sözünü hatırlayıp daha da büyük bir korkuya
>kapıldı. O andan itibaren hiç konuşmadı. Fulya'yı bir başka odaya
>aldılar.Yaklaşık 2 saat kadar orda tek başına kalmıştı. Bu süre
>zarfında neler olup bittiğini asla anlayamadı. Sonra bir bayan polis
>geldi ve kendisini takip etmesini söyledi. Budefa bir arabaya
>binmişlerdi. 10-15 dakika sonrada savcının karşısına çıkarılmıştı.
>Savcı 55-60 yaşlarında babacan tavırlı biriydi.
>-Otur kızım deyişi Fulyanın içini birazcık da olsa rahatlatmıştı.
>- Anlat bakalım kızım. Nasıl başladın bu işe?
>- Benim bahsettiğiniz işlerle hiç ilgim yok savcı bey dedi.
>-Banka hesabınız öyle demiyor ... Ne vardı banka hesabında. Neler
>olmuştu
>- Bakın ayın 13 ünde sarıgül notuyla 750 milyar, 17'sinde beyaz
>zambak
>
>notuyla 2 trilyon ve 19'unda da siyah lale notuyla kalanını havale
>etmişsiniz . SARI GÜL, BEYAZ ZAMBAK,SİYAH LALE... Allahım neler
>oluyor
>
>Birden irkildi. Bu olamazdı!!! Ona ilk gelen mesajda hep sarı güller
>vardı. Sonraki maillerde beyaz zambaklar, siyah laleler ekranı
>dolduruyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Savcıya doğru döndü ve
>kendisine gönderilen maillerden bahsetti. Savcı şaşkınlıkla onu
>dinliyordu.
>Maillerin bu işle ne alakası olabilirdi?
>Savcı ber bir yere telefon açıp birisinin odasına gelmesini istedi.
>Bir süre sonra odaya genç bir kız geldi ve *
>*-Fulya hanım siz bu hikayeyinizi baştan sona kadar hiçbir şeyi
>atlamadan bana tekrar anlatırmısınız ? dedi.
>-Tabi dedi ağlamaklı sesiyle... Sonra olanı biteni anlatmaya
>başladı.
>



Her gece gelen maillerden bahsetti.
>Sarı güllerden ,siyah lalelerden ... bahsetti. - Bunların dışında
>bir
>şey daha olmalı dedi kız. Fulya herşeyi en ince ayrıntısına kadar
>anlattığını sanıyordu.
>- Peki. Siz hiç cevap yazdınız mı? - Evet bir kez yazdım. Kim
>olduğunu
>
>merak ettiğimi sormuştum. O da bana bir sonraki gün msn degörüşelim
>demişti.
>-Yani siz onunla msn'de görüştünüz öyle mi?
>- Evet diye cevap verdi Fulya... Sonra kız savcının yanına gitti ve
>Fulya'
>nın duyamayacağı şekilde bir şeyler anlattı.
>Sonra da aceleci adımlarla odadan çıktı. Savcı yanına gelmişti. -
>Bak
>kızım.Eğer anlattıkların doğruysa senin için bir ümit doğabilir.
>Yoksa
>
>gençliğine yazık olacak...
>Fulya hüngür hüngür ağlamaya başladı. Savcı başını okşadı ve ;
>- Koyverme kendini hemen. Dur bakalım bir şeyler bulabilecek
>miyiz...
>
>Sonra Fulyayı bir başka odaya aldılar.
>Aradan ne kadar zaman geçmişti.Dışarda neler olup bitiyordu. Daha ne
>kadar burada kalacaktı?
>Kapı açıldı ve savcı beyle diğer genç kız içeriye girdiler.
>Yüzlerindeki ifade Fulya'yı biraz olsun rahatlatmıştı. Gözü
>ağlamaktan
>
>kan çanağına dönmüştü. - Hadi bakalım kızım evine gidiyorsun.
>Fulya ne diyeceğini şaşırmıştı. Yine ağlamaya başladı.Diğer kız
>yanına
>
>yaklaştı.
>-Benim adım Ayşe. Bilgisayar uzmanıyım.İfadeniz üzerine Yaptığımız
>araştırma sonucu asıl dolandırıcıları tesbit ettik. - Peki ama bunun
>benimle ne ilgisi var?. Benim banka hesaplarımın bu işle ne alakası
>var ?
>Ayşe gülmeye başlamıştı.
>- Bakın Fulya hanım sizi msn'de konuşmaya çağırmasının tek nedeni
>vardı. O da bilgisayarınızn IP numarasını öğrenmek...
>Sonrası onlar için çok kolay oldu. Bilgisayarınıza girdiler ve
>sizinle
>
>ilgili tüm bilgileri ele geçirdiler. Sonra da başka hesaplardan
>sizin
>hesabınıza para aktardılar ve ardından da sahte isimlerle açtıkları
>kendi hesaplarına aktarıp buradan paraları çektiler. Fulya öylesine
>şaşkın öylesine çaresizdiki... - Hadi şimdi evinize gidin ve iyice
>dinlenin. Yarın sabah sağlıklı bir şekilde yeniden ifadenizi
>alacağız.
>
>Ayşenin de yardımıyla dışarı çıktılar. Güneş ışınları gözünü kör
>ettmişti sanki...Hemen bir taksi çevirip evine gitti.
>Alelacele kendini banyoya attı. Sonra bir fincan kahve hazırladı
>kendisine.Biraz rahatlamıştı. Sonra yatağına uzanıp derin bir uykuya
>daldı. Gece boyunca rüyalarında hep çiçekler gördü.
>Çiçekler ona saldırıyor, her tarafını yara bere içinde
>bırakıyorlardı.
>
>Uyandığında ter içinde kalmıştı. Hemen kalktı ve ilk iş olarak
>bilgisayarın elektrik bağlantısını kopardı.
>
>Perdeyi açıp dışarı baktığında ise hala Gün ağlıyordu gözlerinde.
>Üşüyordu...

çok lezzetli

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Ayıraç kodları

11/10/2007 - bayramınız kutlu olsun

Kategori: benden


Ramazan Bayramı

Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.

Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek için mü'minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.
Ramazan Bayramının mü'minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.

Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü'minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.

"Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır"(1) mealindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının kılınmasıyla başlar.

Hz. Peygamber, "Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir"(2) buyurmuştur.

Ramazan Bayramım da bu manada bir gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir.(3) Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması, mü'minlerin düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin gerçek Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.

Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi olduğunu hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur.

Bayram bir aylık orucun toplu bir iftarı olduğu için, günlük iftarların sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getirilir. Nitekim orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Ramazan Bayramına da tatlı yiyerek başlarlardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatlı ile bir aylık oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazlardı. (4)

Her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, yılın iki bayram gecesinde kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gecelerde uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirirlerdi. Bunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi:
"Sevabını Allah'tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez." (5)

Bayramlar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş'e içinde yaşanırdı. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının da, diğer hanımlar ve kızlarla birlikte namazgaha çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arka tarafında yer alırlardı.(6) Kılınan bayram namazından sonra Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam cemaate hitaben bir hutbe okuduğunu anlatan îbni Mes'ud (r.a.) devamla şöyle der:

"Resuîullah Aleyhissaiâtü Vesselam üzerine şehadet ederim ki, o namazı hutbeden önce kıldı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınlara işittiremediğini düşünüp onların yanına geldi. Onlara hatırlatmalarda bulundu, öğüt verdi ve sadaka vermelerini emretti.

Bilal de elbiselerini açmış, vermelerini işaret etmekte idi. Kadınlar yüzük, halka ve diğer kıymetleri şeyleri atmaya başladılar." (7)

Bu hadiseyi anlatan sahabilerden biri, "Kadınların bu verdikleri Ramazan Bayramı zekatı mı idî?" sualine şöyle cevap verdi: "Hayır, lakin o vakit verdikleri bir sadaka idi. Kadınlar yüzüklerini atıyor ve atıyorlardı."(8)

Aynı olaya işaret eden Ebu Saidi'l-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenlerin kadınlar olduğunu anlatır.

Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor.

Sa'd bin Evs el-Ensârî anlatıyor: Resulullah Sallal-lahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur.

Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.

"Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:
"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."(9)

Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade edilmiştir. Bu hususta Müslim'de ayrı bir bab ayrılmış ve misaller verilmiştir. Bunlardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:

"Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar."(10)

Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır. Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını taşımamalıdır. Esasen bayram Allah'ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok Allah'ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yılın daha geçip gittiğini, kabir alemine doğru bir adım daha yaklaşıldığını hatırlatan vesilelerden biridir.

"Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah'ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır." (11)

Nitekim büyük cemaatler halinde kılınan bayram namazları esnasında getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Misâl âleminde birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.

Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için bayramda her mü'minin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir. Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin azameti karşısında yüce duygulara taşır.

Ebû Hüreyre anlatıyor:
Resulullah Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:
Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” (12)

Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti de ibadet haline getirir, bu sevinç günlerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.
Bunun için sünnette yer aldığı gibi bayrama önceden hazırlanmak, temiz ve güzel elbiseleri giymek, gusletmek, misvak kullanmak veya dişleri fırçalamak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, namazdan önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı bir şey yemek bugünlerimize ayrı bir mana kazandırır.

Asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz fitre de bayram günü verilir. Ramazan ayı içinde verilmemişse fitrenin de o gün verilmesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı "İydü'I-fıtr", yani Fıtr Bayramı demektir. Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri yapıldığı için bu adı almıştır.

Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü'minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler birbirleriyle "Bârekâllâhü lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir.

Kaynaklar
1) Buhârî, İydeyn: 3; 'Müslim, edâhi: 7.
2) Ebu Davud, Şavm:50; Tirmizi, Savm:59; Nesai, Menasik:195.
3) îbni Mace, Sıvam: 32.
4) A.g.c., Siyam: 49.
5) A.g.e., Siyam: 67.
6) Müslim, Selatü'l-İydeynyn: 11.
7) A. g .e., Salatü'l-lydeyn, 2.
8) A.g.e., Salalü'l-İydeyn, 3.
9) el-Tcrgîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.
10) Müslim, Salatiül-îydeyn, 20.
11) Lem’alar, 230.
12) et-Tergîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.
 

 

çok lezzetli

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Ayıraç kodları

6/10/2007 - kadir gecesi

Kategori: benden

Kadir Gecesi....



Her kim, imanından dolayı ve mükafatını yalnız Allah'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir"
(Hadis-i Şerif)


Rabbimiz Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde Kadir Gecesi için şunları bizlere söylüyor:

Şüphesiz biz, (Kuran'ı) Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesinin ne oldugunu sana bildiren nedir ?
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh (Cebrail), Rabbi'nin
izni ile her iş icin o gece iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.''
(Kadr Suresi 1,2,3,4,5)




Peygamber Efendimiz (s.a.v)'de Kadir Gecesi hakkında şöyle buyurmuşlardır:

Hz. Aişe (r.ah.) Efendimiz (s.a.v)'in Kadir gecesinin son on gecesinde tek rakamlı günlerinde aranmasını söylediğini rivayet etmiştir. (Buhari)

Kadir gecesini Ramazanın son on gününde arayın. (Müslim)


Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail ( a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.

Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.


Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?

"Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah ( a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.

Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.

Diğer bir rivayette Resulullah'a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı.

Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur. Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.



Neden "Kadir" Gecesi?

Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır.

"Kadr" kelimesinde "tazyik" manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.

Bir hadiste, "O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır" buyurularak buna işaret edilir.

Kadir Gecesinin Ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir.


Kadir Gecesi Yapılacak Duâ

"Allahumme inneke afuvvun kerîmun tuhibbul afve fa'fu annî."

Anlamı:

"Allah'ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet." (Tirmizi, Daavat, 12)



çok lezzetli

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Ayıraç kodları

2/10/2007 - AMİN demek zormudur?

Kategori: benden


Bizim için bir yerlerde dua eden var.
Âmin demek zor mudur?
O duayı kuşanmak, o duanın neşesiyle ümidiyle hayata sarılmak zor mudur?
Hz. Aişe r.a. bir gün Rasulullah s.a.v. Efendimiz'i pek neşeli bulur ve: “Ey Allah'ın Rasulü, benim için dua ediniz” diye niyaz eder. O Allah Rasulü s.a.v. de: “Allahım, Aişe'nin geçmiş ve gelecek, gizli ve açık, günahlarını bağışla” diye dua eder.
Hz. Aişe r.a. çok ama çok sevinir. Gülmeye başlar. O kadar güler ki, gülmekten başı kucağına düşer. Rasulullah s.a.v.: “Seni duam mı bu kadar sevindirdi?” diye sorar. Hz. Aişe r.a.: “Senin duan beni nasıl sevindirmez?” diye cevap verir. Bunun üzerine Allah Rasulü s.a.v. buyurur: “Vallahi, bu dua benim her namazda ümmetim için yaptığım bir duadır.”
Hâlâ açık mıdır o mübarek eller? Açıktır da bize ne kadar açıktır? Bizim ellerimiz o duadan nasipdar olmaya ne kadar açıktır?
Bizim için bir yerlerde dua eden var.
Âmin demek zor mudur?
O duayı kuşanmak, o duanın neşesiyle ümidiyle hayata sarılmak zor mudur?

İste, istediğin verilecek!
Rasulullah ne istedi de Allahu Tealâ vermedi?
Ashab, Rasulullah'tan ne istedi de Rasulullah ashabına onu vermedi?
Böylesine sınırsızdı yollar sevenler arasında.
Fakat onlar bu sınırsızlık içinde kendilerine sınır koydular. Hayrı istediler, dualarına ebedi hayrı koydular.
Rasulullah s.a.v., her kim için “Allah'ın rahmeti üzerinize olsun” demişse, o kişi mutlaka şehit olarak vefat etmiştir.
Zaten onlar, gönüllerinde şehadeti hayatlarının zirvesine yerleştirmişlerdi. Her adı anıldığında özlemleri dile gelir, Allah Rasulü'nden bu yönde dua isterlerdi.

* * *
Bir gün Efendimiz s.a.v., Ümmü Haram r.a.'ın evinde idi. Yemekten sonra biraz istirahat eylemiş ve tebessümle uyanmıştı. Hz. Ümmü Haram, Efendimiz'e:
- Ey Allah'ın Rasulü! Neden gülüyorsun? dedi. Efendimiz buyurdu:
- Ümmetimden bir kavim Akdeniz'e inecek, Allah yolunda cihad edecektir. Onları tahtı üzerindeki kral gibi görmekteyim. Ümmü Haram:
- Hadi ey Allah'ın Rasulü! Allah'a yalvarın ki beni de onlardan eylesin, dedi.
Allah Rasulü s.a.v. de:
- Allahım, Ümmü Haram'ı onlardan kıl, diye dua etti.
Ve, yıllar sonra eşiyle birlikte cihad için Akdeniz'e açılan Ümmü Haram, Rasulullah'ın tebessümle uykudan uyanmasını, duasını hatırlıyordu. Kıbrıs adasına indiklerinde, Ümmü Haram kendisine takdim edilen ata bindi. Fakat at birden ürkerek sıçradı. Ve atından düşen Ümmü Haram yaralandı, çok geçmeden de şehit olarak ruhunu teslim etti. Şehit düştüğü yere Kıbrıs'a defnedildi.

* * *
Bir gün Efendimiz s.a.v. Atâ ibn-i Rebah'a cennetlik bir sahabe hanımı gösterdi...
Bu hanım Ümmü Züfer r.a. idi.
Bir gün Rasulullah s.a.v.'e müracaat ederek: “Ey Allah'ın Rasulü, ben saralıyım. Hastalığım nüksettiğinde ne yaptığımı bilmiyorum, üstüm başım açılıyor, bana dua buyurunuz” demişti. Rasulullah s.a.v. de: “İyileşmen için dua ederim. Yalnız, hastalığına sabredersen Allah'ın rızasını kazanırsın” buyurmuşlardı. Ümmü Züfer r.a. sabretmeyi tercih etmiş ve Rasulullah'dan yalnızca vücudunun açılmaması için dua istemişti. O'da ona bu yönde dua etmişti.

* * *
Bir gece Fahr-i Kainat s.a.v. Efendimiz, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer ile İbn-i Mesud'un yanına uğradılar (Allah onların hepsinden razı olsun). Rasulullah s.a.v., İbn-i Mesud'a:
- İste! İstediğin verilecek, buyurdu. İbn-i Mesud:
- Allahım, senden geri dönmez iman, tükenmez nimet, arkası kesilmez göz aydınlığı ve ebedi cennetin en yüksek mertebesinde Peygamberimiz'e arkadaş olmak isterim, diye dua etti.
İbn-i Mesud r.a. bir şehre gireceği zaman şöyle yakarırdı:
“Allahım! Ey göklerin ve gölgelendirdiklerinin Rabbi! Ey şeytanların ve saptırdıklarının Rabbi! Ey rüzgârların ve savurduklarının Rabbi! Senden buranın ve buradakilerin iyiliğini isterim. Buranın ve içindekilerin şerrinden sana sığınırım.”

Siz de âmin deyin
Hz. Ebubekir r.a. şöyle dua ederdi:
“Allahım! Senden işimin neticesinde hayırlı olacak şeyi istiyorum. Allahım, bana vereceğin hayır, hoşnutluğun ve naim cennetlerinde yüksek dereceler olsun.”
Yine Hz. Ebubekir r.a.'ın bir duası vardı ki, onu imanın zirvesinde görmemizin şaşılacak bir şey olmadığını gösterir. Bu duasında o şunları ister:
“Allahım ömrümün en iyi demini onun sonu eyle, amellerimin en hayırlısını amellerimin sonu eyle, günlerimin en hayırlısını sana kavuşacağım gün eyle.”
Hz. Ömer r.a. şöyle niyazda bulunurdu:
“Allahım! Beni ansızın yakalamandan veya beni gaflet içinde bırakmandan veya beni gafillerden eylemenden sana sığınırım.”
Hilafet makamına geçince minbere çıktı. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle dedi:
- Ey insanlar! İyi dinleyiniz. Ben bir dua edeceğim, siz de amin deyiniz. “Allah'ım ben sertim, beni yumuşat. Ben cimriyim, beni cömert eyle. Ben zayıfım, bana güç ver.”

* * *
Hz. Ali r.a. yeni ayı gördüğünde şöyle niyazda bulunurmuş:
“Allahım! Ben senden bu ayın hayrını, onun fethini, yardımını, bereketini, rızkını, aydınlığını, temizliğini, onun hidayete vesile olmasını diliyorum. Onun şerrinden, onun ihtiva ettiği şerlerden sana sığınıyorum.”

Ey Merhametlilerin En Merhametlisi
Bir kere Rasul-i Ekrem s.a.v., sahabilerden hastalanan birini ziyarete gitti. Ve onu son derece zafiyet içinde buldu. Hastaya sordu:
- Sen sıhhatli olduğun zamanlar Cenab-ı Hakk'tan en çok ne dilerdin? Sahabi şu cevabı verdi:
- Ben hep ahiret azabının bana bu dünyada çektirilmesini ve ahirette azaba uğratılmamayı dilerdim. Bunu duyan Resulullah s.a.v.:
- Cenab-ı Hak'tan bunu dileyeceğine, niçin Allah'ın bize öğrettiği şekilde dua edip, “ey Rabbimiz, bize dünyada da, ahirette de iyilik bahşet ve bizi cehennem azabından koru” demiyorsun.
Sonra Rasulullah s.a.v. hastaya dua etti, o da kurtuldu.

* * *
Bir gün Allah Rasulü s.a.v., kızı Fatıma r.a.'a şöyle buyurdu:
- Şu tavsiyemi dinlemekten seni alıkoyan nedir? Dua ederken şöyle de: “Ey hayy ve kayyum olan Allahım! Bütün işlerimi düzeltmeni, bir an bile beni kendi başıma bırakmamanı rahmetine sığınarak senden isterim.
Hz. Aişe r.a.'a hitaben de şöyle buyurmuştur:
- Bütün duaların manalarını içinde toplayan cümleler ile dua et. Dua ederken şöyle söyle: “Allahım! Halde ve gelecekte bildiğim ve bilmediğim bütün kötülüklerden sana sığınırım. Allahım! Cenneti ve cennete götürecek söz ve işleri senden ister, cehennemden ve cehenneme götürecek söz ve hareketlerden sana sığınırım. Allahım! Kulun ve rasulün Muhammed s.a.v.'in senden istediği hayır ve iyilikleri senden ister, sana sığınıp iltica ettiği kötülüklerden sana sığınırım. Allahım! Benim için takdir ettiğin her şeyin sonunun hayır olmasını senden, senin merhametinden dilerim. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi...”

Dua yenilenmektir
Dualar...
Edilmiş, edilecek ve edilmekte olan tüm dualar zamanın ve mekânın ağından sıyrılarak dolaşıp durmakta semalarda. Bizi bulması an meselesi.
Belki bir dua düşer bir gün avuçlarımıza. Çok uzaklardan, çok eskilerden gelmiştir ama dinçtir, ama yenidir.
Dua, farkında olmaktır. Yaşanan anın ve alınan her nefesin. İçine girdiğimiz ve bir gün içinden sıyrılacağımız hayatın farkında olmaktır.
Onlar farkındaydılar.
İçine girdikleri her anın, aldıkları her nefesin hayrını isterlerdi.
Turfanda meyvanın, yeni ayın, üzerinde yürüdükleri toprağın, girdikleri şehrin...
Dua, yenilenmektir.
Ve ancak yeninin farkında olanlar yeniyle yenilenir.


Selam ve dua ile...

çok lezzetli

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Ayıraç kodları


Ayıraç kodları
<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

mutfağa dair herşey
Miscellaneous Glitters

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Miscellaneous Glitters

Kategoriler

Miscellaneous Glitters

Arkadaşlarım

Birds Gif Images

aysenceyiz
melissa2
serinmavi
sumeyye2
meyraca
agrippina
haticane
baharcicegi
bluepoison
almulaca
mutfaktayim
filizinmutfagi
gulizce
disal
leziz
gonuldendamlalar
ahsen50
benyaziyorum
takihobi
oktayusta
benimdunyam80
sukayne
agustosyagmuru50
selvasandigi
neslihobi
turuncumutfak
dekoratif
fotoselva
Miscellaneous Glitters

Arama Motoru
Web'de Ara:

*

Canlı Tv İzlemek için Tıklayın


> http://selvamutfagi.blogcu.com/ Müzik Dinle myspace

myspace

<Selva'nın Mutfağına Gelin

Selva'nın Sandığı

selva Kaliteli Türkçe Siteler Rehberi

TV'de Bugün
Günlük Burç
ARKADAŞLARIMIN BANNER LARI

Ninja! www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws   www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws


Get your own Chat Box! Go Large!


Oyunlar

>